Amouage – Dia Man (2002) Markanın erkek parfümlerinden.
1983 yılında Arap parfüm sanatında yeni bir dönemin başladığını söyleyebiliriz. Amouage – Gold isimli bu parfüm, Orta Doğu coğrafyasının bedensel ve ruhsal zenginliğinin yansımasıydı adeta. Daha sonra diğer Amouage’lar geldi. Ciel, Reflection, Lyric, Epic, Ubar, Jubilation XXV ve diğerleri…
Parfümlerinin sunumunda Arap geleneklerini olduğu gibi yansıtıyor Amouage. Kadın parfüm şişelerinin kapağı, Maskat Kenti’nde inşa edilen Yeni Cami’nin kubbesini andırıyor. Erkek parfüm şişelerinin kapağı ise geleneksel Umman kılıcı olan Kanjhar’ın kınına benziyor. Parfümlerin teması da genel olarak antik ticaret kenti ve Arap zenginliğinin sembolü olan Ubar gibi Arap efsanelerinden seçiliyor. İşte Amouage böylesi bir geleneğin sonucu.
Amouage'ın şişelerine ilham veren Muscat Camisinin kubbesi.
Bu kapalı ama soğuk olmayan cumartesi gününde dördüncü Amouage deneyimim olan Dia Man sizlerle. 2002 yılında piyasaya sürülen bu eser odunsu-çiçeksi-misk olarak sınıflandırılmış Avrupalıların bakış açısıyla. İlk sıkıldığında farklı bir turunçgil kullanımı size merhaba diyor. Çok doğal kokan bir portakal aklınıza gelmesin. Biraz meyveli, çiçeksi diyebilirim. Açılışını çok sevdim Dia Man’in. Olgun ve ağırbaşlı. Aynı zamanda da lüks ve gösterişli. Ne yeni parfümlerdeki gibi çocuksu bir portakal, ne de 1980’lerin şiprelerine benzer bir köhnelik.
Orta notalara geçildiğinde başarılı turunçgilin geri çekildiğini fark ettim. Zaten bu andan itibaren tam bir Amouage karakterine bürünüyor. Hafiften “hacı yağı” esintili çiçekler ve meyveler baş role geçiyor. Çiçekler biraz daha ön planda. Alt notalarında ise sabunsuluk kendisini gösteriyor. Bu sabunsuluğa misk ve amber de ekleniyor. Fakat misk biraz daha ön planda.
Dia Man’in diğer denediğim Amouage’lara göre biraz daha mistik bir tarzı var sanki. Yani nasıl anlatsam daha ruhsal. Çok ayakları yere basmıyor. Bunu kötü anlamda söylemiyorum. Adeta bu koku hayalet gibi. Soyut bir tabloya bakıyormuş hissi verdi bana. Çok güzel ama bir türlü ona sahip olamıyorsunuz. Kendisini göstermek istemiyor olabilir. Belki de gizemli olmayı seviyor.
Bence Dia Man, bir köşeye çekilip, kendisini ibadete vermiş bir Arap zenginine yakışacaktır. Kazandığı o bir sürü maddiyatı, girdiği caminin kapısında bırakmış. Ve o kapıdan adımını ilk attığında artık sadece kendisi ve Allah var. Diğer her şeyin anlamsız olduğunu anlıyor. Aslında gayet iyi biliyor mutluluğun banka hesabındaki paralar ile gelmeyeceğini. Ama öyle bir çağda yaşıyor ki bütün sistem “almaya, tüketmeye, harcamaya” odaklanmış. Modern insanın çıkmazlarından birisi de ne kadar çok şeye sahip olursa o kadar mutlu olacağı efsanesi. Ama öyle bir “harcama, tüketme” bombardımanı yapılıyor ki beyinlerimize, karşı koymak ne kadar mümkün.
Yada İngiltere’ye ekonomi okumaya gitmiş bir Arap ülkesi prensi aklıma geliyor. İlk senesinde bu farklı kültüre alışmaya çalışıyor. Burada insanlar farklı. Avrupa toplumlarının bireyselciğini anlayamıyor. Oysa geldiği coğrafya akrabalık ilişkileri ile yoğrulmuş. Biraz hüzünlü hissediyor kendisini. Sokakta yürürken hiç kimsenin kendisini tanımaması ve selam vermemesi ise ilk başta zoruna gidiyor. Acaba buraya ait değil miyim diye soruyor kendisine. Bilimin ve felsefenin temellerinin atıldığı yer olarak bilinen Orta Doğu, Mezopotamya ve Arap Yarımadası’nın halini düşünüyor. Eskiden Avrupalılar bilim öğrenmek için İbn-i Sina’ların peşinden koşarken, bugün ne oldu da tersine döndü işler. Neden doğu coğrafyasındaki müslüman çoğunluklu ülkeler bilimin aydınlatıcı ışığını bırakıp da birbirlerini bombalar ile havaya uçurmanın peşindeler.
Şunu diyebilirim ki koku olarak Dia Man, Amouage çizgisinde. Fakat Dia Man bence diğer arkadaşlarına göre daha giyilebilir ve sevilebilir. Yani Gold Man ve Jubilation XXV biraz fazla şatafatlılar. Fakat Dia Man daha sakin ve gösterişten uzak. Kalite anlamında diğer Amouage’lardan eksik kalır bir yanı yok. Aynı zengin harman ve insanı şaşırtan koku Dia Man’de de mevcut. Zaten bir Amouage parfümünü anlatmak hem çok kolay hem de çok zor.
Anlatması çok kolay çünkü ortalama bir parfüm kullanıcısı muhtemelen Amouage’ları pek sevmeyecektir. Bunda ülkemizdeki ve Orta Doğu coğrafyasındaki “hacı yağı” olgusunun etkisi var. Yani Amouage’lar bana e-posta ile ulaşan Akif Bey’in dediği gibi “Modern hacı yağları” gibi bir izlenim veriyor insanlara. Bende kesinlikle katılıyorum. Gayet de iyi anlıyorum bu yorumu.
Anlatması zor çünkü öylesine derin ve zengin harmana sahipler ki insan ne diyeceğini şaşırıyor. Genellikle notalar bir Fransız parfümündeki gibi net ve belirgin değil. Mesela bir Avrupa kökenli markanın parfümünü denediğinizde kokusunu az çok bir şeyler ile tanımlayabilirsiniz. Meyve ise turunçgiller oradadır. Baharatlar yine gayet belirgindir. Çiçekler size sürpriz yapmazlar. Fakat Amouage’ın parfümlerinde sanki bütün bu elementler birbirinin içine girmiş. Buradan karmaşa var gibi bir anlam çıkarılmamalı. Yani sınırları net olmayan, anlaşılması ve anlatması zor parfümler. Umarım derdimi tam anlatabilmişimdir.
Dia Man çok sıcak yaz günleri dışında her mevsime uyacak gibi görünüyor. Erkek parfümü olarak sunulsa da, bir kadın giyerse de pek sırıtmaz. 30 yaş ve üzeri arkadaşların denemesinde fayda var. Genç arkadaşlar pek değerini bilemeyebilirler.
Artıları:
+ Başlangıcındaki turunçgil benzeri açılışı çok güzel.
+ Amouage’dan yine yüksek kaliteli ve zengin bir parfüm sizlerle.
+ Markanın diğer eserlerine göre günlük kullanıma biraz daha uygun.
Eksileri:
- Her ne kadar zengin ve lüks koksa da hala bir çok kişinin sevebileceği gibi değil.
- Çok yüksek fiyatı.
Koku Güzelliği:10/8