12 Temmuz 2026 Pazar

Issey Miyake - Le Sel d’Issey: Tuzlu Deniz Yosunu

Hem kıyafet hem de parfüm tasarımlarında Japon minimalizmini temel alan Issey Miyake’nin 2022 yılındaki ölümü şüphesiz ki moda sektörü için büyük kayıptı. Japonların dünya moda sektöründeki gururlarından Issey Miyake arkasında büyük bir marka ve onlarca parfümden oluşan koleksiyon bıraktı.

2024 yılında İssey Miyake’nin parfüm biriminin Le Sel d’Issey isimli erkek parfümünü piyasaya sürdüğünü gördük. İlk çıktığında pek ses getirmeyen Le Sel d’Issey zamanla kullanıcılarından oldukça iyi yorumlar almaya başladı. Issey Miyake’nin internet sitesinde Le Sel d’Issey için şu ifadeler kullanılmış:

«Deniz ve odunsu notalar buluşuyor. Elementlerin zıtlığı okyanus ile dünya arasında doğan canlandırıcı bir koku olan Le Sel d'Issey'i doğurur. Bu parfüm yaşamın tuzuna saygı duruşudur.

İyotun tazeliği, parıltılı tuzlu notalar ile baharatlı, odunsu notalar arasındaki etkileşimi anlatan zıt bir koku keşfedin. Sıcak ve taze notaların canlı birleşimiyle sizi enerjik hissettirecek modern, erkeksi kokuyla duyularınızı uyandırın. Deniz ile kara arasındaki canlı etkileşimi teninizde, hayatla birlikte parlayan bir koku içinde hissedin.»

Le Sel d’Issey’in açılışı tuzlu deniz yosunu benzeri kokuyla gerçekleşiyor. İlk saniyeler bizi Ege veya Akdeniz sahil kasabalarında gezerken denizden esen melteminin kokusuyla karşılıyor adeta. İlerleyen dakikalarda bu tuzlu minerali andıran aromaya zencefil ve geri planda menekşe de ekleniyor. Sonlarda genel yapı değişmeden ilerliyor. Odunsuları andıran taze kapanışla tene veda ediyor.

Le Sel d’Issey için Issey Miyake’nin internet sitesinde şu notalar öne çıkarılmış: Doğal deniz yosunu, meşe yosunu, zencefil, sedir ağacı ve kum vetiveri. Parfümün genelinin gerçekten de denizden kopup gelmiş ve sahilde güneşin altında kalıp kurumuş deniz yosunu gibi koktuğunu söyleyebilirim. Bu anlamda deniz teması tabii ki yaz mevsimini çağrıştırıyor ve sıcak havalarda kullanmanın iyi sonuçlar verebileceğini düşündürtüyor. Düz çizgide ilerliyor ve kokusal anlamda çok değişim göstermiyor. Basit ve hafiften calone kullanımını andıran yapaylık hissediyorum. Büyük resimde bu tür deniz temalı parfümleri seviyorum ve Le Sel d’Issey’i kötülemek için sebep bulamıyorum. Onun kokusu bana çocukken ailece gittiğimiz Datça tatillerini ve sahil kenarında denizden çıktıktan sonra üzerimden gelen tuzlu aromayı çağrıştırıyor.

Kokusu Bulgari Aqua Pour Homme’ye benziyor fakat ondan daha doğal ve gerçekçi. Eğer hoş ve basit deniz kokusu arıyorsanız Le Sel d’Issey’i muhtemelen beğeneceksiniz. Kokusunu son yılların en gözde parfümörü Quentin Bisch tasarlamış. Kullandığım ilk çıkan EDT versiyonuydu. Sonradan EDP ve Parfum versiyonları da piyasaya sürülmüş durumda. Kalıcılığı fena değil, etrafa yayılımı yüksek sayılmaz. İlk yarım saat iyi yayılıyor hatta kokusunu alan kadın-erkek herkes çok beğendi kokusunu ve ismini bile sordular. Genel beğenisi yüksek diyebilirim.

Koku Güzelliği:5/3

25 Haziran 2026 Perşembe

Hermes - Terre d’Hermes: Minimalist Aromatik Turunçgiller

Başarılı lüks ürünler markası Hermes’in parfümlere ilgisi 1950’li yılların başına kadar gidiyor. Genellikle çılgın fiyatlara satılan çantalarıyla tanıdığımız Hermes’in 2006 yılında parfümör Jean-Claude Ellena ile işbirliğinden Terre d’Hermes isimli parfüm doğdu ve kısa zamanda en çok satan erkek kokularından birisi haline geldi.

Terre d’Hermes’in bu kadar sevilmesinin sebebi ilginç turunçgil temasına sahip olmasıydı. Genellikle tekdüze kokan turunçgil parfümlerine Jean-Claude Ellena olağanüstü doğallık ve tozlu yapı ekleyerek hem basit hem de çarpıcı narenciye parfümü meydana getirdi.

Daha önce örneği var mı bilmiyorum ama çakmaktaşı isimli notayı parfümlerde ilk kullanan parfüm olabilir Terre d’Hermes. Tabii ki parfüme çakmaktaşı eklenmedi ama kokusunun minerali andıran çakmaktaşına benzeyen tozlu karakteri oldukça ilginçti.

İlk çıktığı yıllarda kullandığım Terre d’Hermes bildiğiniz toprağımsı turunçgile benziyordu. Aradan geçen uzun yılların ardından tekrardan kullanmaya başladığım Terre d’Hermes’teki o sıradışı toz-toprak kokusunun geri plana itildiğini ve asidik portakal-narenciye aksının güçlendiğini düşünüyorum.

Anladığım kadarıyla Terre d’Hermes hafif çaplı reformülasyon geçirmiş ve topraksı/mineral portakal tavrını değiştirip leziz-tuzlu, aromatik Akdeniz otlarını çağrıştıran yapının yanında portakal alanına adım atmış. İlk yıllardaki Terre d’Hermes devrimsel turunçgil parfümüyken güncel hali herkesin sevebileceği yumuşak portakala evrilmiş. İlk Terre d’Hermes güneş altında ısınmış çöl kumlarının üstüne konmuş portakala benzerken, şimdiki hali aromatik otsu, mayhoş, narenciyelerden oluşan karma esere dönüşmüş.

Terre d’Hermes bu sene yirminci yaşını kutluyor. Hala çok temiz, lüks, minimal yapıda ama ortaya çıkan onlarca hem akım hem de niş rakibiyle boy ölçüşmekte zorlanıyor. Parfümün baştan sona hiç değişmeyen çizgisi bir süre sonra tekdüze hissettiriyor, yüksek beklentiyi düşürüyor. Diğer taraftan da kaliteli ve pürüzsüz tarafıyla size Hermes lüksünü ve elitizmini yaşatıyor.

Eğer saldırgan olmayan leziz ve kaliteli portakal parfümü arıyorsanız Terre d’Hermes iyi seçenek fakat çekingen yapısı ve uzun süreli kullanımda sıkıcı olma ihtimalîni de göz ardı etmeyin.

Eau de Toilette formunda. Kalıcılığı ve etrafa yayılımı yüksek sayılmaz. İlkbahar-yaz günleri için düşünülebilir. Günlük kullanıma, rahat kıyafetlere yakışacaktır. Tam bir ofis kullanım dostu parfümlerden. Onu koklayıp beğenmeyecek kişi sayısının az olacağını tahmin ediyorum.

Koku Güzelliği:5/3

6 Haziran 2026 Cumartesi

Jean Paul Gaultier - Le Beau Le Parfum: Lüks Otel Havuzu Kokusu

2019 yılında Jean Paul Gaultier parfüm biriminin başlattığı Le Beau isimli kokusal deneyimler 2026 yılında beş adete yükseldi. Uzun zaman önce ilk çıkan Le Beau’yu büyük hevesle kullanmıştım fakat zihnimde büyük yer edinmemişti. İlk Le Beau’dan üç yıl sonra erkek kardeşi Le Beau Le Parfum raflara çıktı. Kimi parfüm platformlarında oldukça övgüler alan Le Beau Le Parfum, hindistan cevizi kokusu sever olarak epeydir ilgimi çekmekteydi.

Jean Paul Gaultier’in her çıkan yeni parfümünden sonra Le Parfum isimli devam kokusu çıkarması artık olağan hale geldi. Le Beau Le Parfum için markanın internet sitesinde üç ana nota öne çıkarılmış: Hindistan cevizi ağacı, tonka fasulyesi ve sandal ağacı. Odunsu amber olarak sınıflandırılmış ve şu tanıtım yazısı eklenmiş:

"Onun çekim gücü nereden geliyor? Duyuları itaatsizliğe teşvik eden; taze, son derece bağımlılık yaratan odunsu ve oryantal bir kokunun yasak meyvesi. Baştan çıkarıcı karakteriyle kuralları çiğnemeye davet ediyor."

Le Beau Le Parfum’un başlangıcı tatlı meyvemsilik ve denizi andıran mavi temayla gerçekleşiyor. Onu kullanan çoğu kişinin ananastan bahsettiğini görüyoruz ki haksız sayılmazlar. Canlı, enerjik ve sabunsu sayılabilecek üst notalardan sonra orta kısım denizi andıran tuzlumsu havuz suyunu çağrıştıran tropik yapıda diyebilirim. Son kısım, orta notaların paralelinde ilerliyor. Kapanışta amberin verdiği kadifemsi hissiyatı algılayabiliyorsunuz.

Bazı parfümler vardır ki tanımlaması ve sınıflandırmaya tabi tutulması zor eserlerdir. Le Beau Le Parfum de benzeri özellikler gösteriyor. Kullanıcılar çoğunlukla ananas ve hindistan cevizinden bahsetmişler ama durum pek öyle değil. Burada geri planda sabunsu klorlu su ya da denizden çıktıktan sonra üzerinizi kuruladığınız havlunuza sinen tuzlu-güneş kremi karışımı temayı hatırlatıyor.

Onu kullandığınızda kendinizi Bali’deki lüks bir otelin havuz kenarında hissedebilirsiniz. Hatta Monaco’da demirlemiş mega yatta yaz akşamı verilen partide etraftan burnunuza gelen aromaları bile aklınıza getirtebilir. Kokusal anlamda onun benzeri belki Givenchy - Insense Ultramarine veya Bentley - Azure olabilir.

Eğer ozonsu, tatlı, modern, meyvemsi sucul temalı kokuları seviyorsanız şans verebilirsiniz. Genel olarak herkesin sevebileceği, koklaması kolay, iltifat alabileceğiniz, temiz, hoş bir yazlık olarak düşünülebilir. Kullanım döneminde aşık olduğumu söyleyemem. Geri planda hissedilen ozonik yapaylık çok sıcak günlerde rahatsız etse de serin yaz akşamlarında havada bırakacağı hoş rayiha enerjinizi yükseltecektir. Kötü parfüm kesinlikle değil ama son kısımda biraz sıradanlaşıyor.

Le Beau Le Parfum’un tasarımını son yılların en gözde parfümörü Quentin Bisch yapmış. Kalıcılığı ferah bir parfüm için gayet yeterli, etrafa yayılımı normal seviyede. Jean Paul Gaultier’in internet sitesinde Eau de Parfum Intense gibi pek rastlamadığımız konsantrasyona sahip olduğu vurgulanmış. Erkek parfümü olarak sınıflandırılsa da kadınların da kullanabileceğini düşünüyorum.

Koku Güzelliği: 5/3

26 Mayıs 2026 Salı

Kilian - Angels Share: Sarhoş Edici Konyak ve Vanilya

Dünyaca ünlü Hennessy konyaklarının sahibinin oğlu olarak dünyaya gelmek Kilian Hennessy için şüphesiz büyük şanstı. Herkes onun aile şirketi olan konyak sektöründe çalışmasını beklerken o 2007 yılında sıra dışı kariyeri seçti ve lüks parfüm sektörüne adım attı.

İlk çıkan parfümleri arasında yer alan Back to Black ve Straight to Heaven parfüm sektöründe büyük ses getirmişti. By Kilian markasıyla tanışmam bu iki parfüm sayesinde oldu. İlerleyen yıllarda birçok parfüm piyasaya süren Kilian Hennessey, en son şirketini dünya kozmetik devi Estee Lauder’e satsa da yeni çıkan bir parfüm bütün dikkatlerin yeniden Kilian markasına dönmesine sebep oldu.

2020 yılında parfümör Benoist Lapouza tarafından tasarlanan Angels Share kısa zamanda niş parfüm sektöründe fenomen haline geldi. 2026 yılına geldiğimizde hala en çok satan niş parfümler listesinin en üst sıralarında yer alıyor. Birçok taklidi yapılıyor ve bol bol ödül almaya devam ediyor. Kilian’ın internet sitesine baktığımızda üç notanın vurgulandığını görüyorum: Konyak, tonka fasulyesi ve meşe.

Angels Share’in açılışı gösterişli ve agresif içki temasıyla gerçekleşiyor. Etrafa yayılan aroma yüksek kaliteli meyveli konyak özütü ve ona eşlik eden tatlı tonka fasülyesini andırıyor. Harika açılışı gerçekten de sanat eseri gibi. Orta kısma ilerlerken etrafa yayılım düşüyor ve daha stabil hale geliyor. Orta notalarda şekerli içkiye bir parça tarçın ekleniyor. Bu andan itibaren leziz baharatların parıltısı yine sizi mutlu etmeye yetiyor. Sonlarda meşe ağacından gelen odunsuluğa yine tatlı vanilyamsı hissiyat destek veriyor.

Anlaşılacağı üzere Angels Share tatlı, neredeyse meyveli-vanilyalı, baharatlı içki temalı koku karakterine sahip. Başlangıcı harika orta kısmı çok güzel sonlarıysa ortalama denebilir. Bu tür leziz baharatlı içki temasını severim ve Angels Share’i kötü bulmak için sebep göremiyorum. Genel beğeniye uyabilecek, dikkat çekecek, övgüler alabileceğiniz kaliteli bir eser yaratılmış. Niş parfümlerin çoğundaki o sanatsal zorlamalar burada yok. Uyumlu ve modern aroma büyük kitlelerin rahatlıkla sevebileceği gibi tasarlanmış. Parfümün bu kadar başarılı olmasının sebebi de bu diyebilirim.

Eğer 100 ml şişesine 400 dolar gibi bir fiyatı vermeyi göze alabilirseniz Angels Share size sıcak ve samimi kucağını açabilir. Tabii ki parfümün çok yüksek fiyatına istinaden yine de büyük boy şişesini almadan önce denemenizi öneririm.

Angels Share’in kalıcılığı gayet yeterli fakat etrafa yayılımı ilk 1 saati saymazsak yüksek sayılmaz. Böylesine bir rakama parfüm alıp, 1-2 saat sonra kokunun kendisini pek göstermemesi eksi puan olarak yazılabilir.

Tam bir sonbahar-kış parfümü olduğunu söylemem gerekiyor. Yaz sıcaklarında onu kullanmanız biraz bıktırıcı ve yorucu olabilir.

Koku Güzelliği: 5/5