6 Ekim 2026 Salı

Carolina Herrera - 212 Men: Ferah, Temiz, Çiçeksi, Miskli İyi Aile Çocuğu Kokusu

Beni tekrardan anılara daldıran parfümlerden birisi 212 Men. Üniversite öğrenciliği yıllarımda sınıf arkadaşımın orijinal şişesini alıp her gün bol bol kullanmasıyla 212 Men hayatıma girmişti. Muhtemelen o yıllarda yeni çıkmıştı ve her sıktığında etrafa buram buram yayılan kokusunu sadece ben değil birçok kız arkadaşımız çok beğenirdi. Ve belki de koku maceramı başlatan eserlerden birisiydi 212 Men.

Onun silindirik metalik gri şişesi gerçekten de tasarım harikası diyebilirim. O şişeyi parfüm mağazalarının raflarında görmek hep bir nostalji yaşama sebebimdir. Sadece şişesi değil yıllar içinde biraz değişse de kokusunu da beğenirim. Bu eski dostla uzun yıllar sonra tekrardan hasret gidermek istedim.

Carolina Herrera’nın internet sitesinde 212 Men’in New York tarzına sahip, taze, aromatik, çiçeksi, odunsu olduğundan bahsedilmiş. Her gün kolaylıkla giyilebilecek temiz ve parlak olduğu vurgulanmış. Anladığım kadarıyla geçtiğimiz yıllarda parfümün ismi değişmiş ve 212 Men NYC olmuş ama şişenin ve kokunun aynı olduğu vurgulanıyor. İlk sıkıldığında miskli turunçgiller bizi karşılıyor. Hoş ve yumuşak yapıdan sonra orta kısımda erkeksi sayılabilecek gardenya ve lavanta bize merhaba diyor. Sonlarda ise kremsi ve miskli odunsu yapıyla tenden ayrılıyor.

Aslına bakılırsa Carolina Herrera’nın internet sitesinde parfümün ana kompozisyonu gayet güzel açıklanmış. 212 Men genel olarak enerjik, yeşil, taze, temiz, pürüzsüz, yumuşak, kremsi bir parfüm. Hayvansı olmayan miskin baştan sona kadar oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Genellikle parfümlerin alt notalarında karşımıza çıkan misk, 212 Men’de neredeyse ilk dakikalardan itibaren, kremsi de olsa verilmiş. Bu durum parfümün yumuşak başlı, sakin, barışçıl ve modern hissettirmesini sağlamış.

İlk çıktığından itibaren aradan 27 yıl geçse de (1999 yılında piyasaya sürüldü) hala bu kadar modern ve günümüze yakın kokması gerçekten de takdire şayan. Bu anlamda parfümü tasarlayan Alberto Morillas ustaya hakkını teslim etmek gerekiyor. Yeni nesil erkek parfümleri gibi ne bol şekerli ne de Sauvage gibi bıktırıcı ambroksan notasına boğulmamış kendisine özgün kokusuyla her parfüm severin almasa bile denemesini tavsiye ederim. Onun kokusunu bir parfüme benzetmeye çalışsam da aklıma hiç bir örnek gelmiyor. Ayrıca kadınların kokusunu sevdiklerine çoğu kez şahit oldum. Bu anlamda karşı cinsten övgüler alacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim. Çiçekli, turunçgilli, miskli temiz delikanlı tarzıyla, 15-35 yaş grubu erkeklere daha çok uyabilir dersem yanlış olmaz.

EDT formundaki 212 Men’in kalıcılığı ferah yaz parfümü için kumaş üzerinde fena olmasa da etrafa yayılımı ne yazık ki oldukça zayıf. Tene yakın duruyor ve kokusunu çoğu kişi algılayamıyor. Bu durum parfümün en problemli kısmı olarak göze çarpıyor.

Tam bir ilkbahar-yaz parfümü. Havanın ılık olduğu bahar mevsimine rahatlıkla uyum sağlayacaktır. Bu giymesi ve sevmesi kolay arkadaşı gündüz saatlerinde, ofiste, hafta sonları her daim kullanabilirsiniz.

Koku Güzelliği:5/3

25 Eylül 2026 Cuma

Tom Ford - Neroli Portofino: Aromatik Narenciyeler ve Çiçeklerin Uyumu

Acı portakal ağacının taze beyaz çiçeklerinden elde edilen değerli uçucu yağın ismi olan nerolinin parfüm sanayisinde sık sık kullanıldığını biliyoruz. Onlarca kilogram taze portakal çiçeğinden çok az miktarda yağ elde edildiği için üretimi son derece zahmetlidir ve kozmetik dünyasında "beyaz altın" olarak anılan neroli, genellikle parfümlerin üst notalarında kullanılıyor ve ferah profili sebebiyle ilkbahar-yaz kokularında daha çok tercih ediliyor.

Tom Ford, genişleyen parfüm biriminin etkisiyle 2011 yılında neroli temalı parfümü Neroli Portofino’yu piyasaya sürdü. Tom Ford’un özel serisine ait olarak raflara çıkan Neroli Portofino, ilk çıktığından itibaren oldukça sevilen ferah eserlerden birisi haline geldi.

Tom Ford’un internet sitesinde Neroli Portofino’nun şu notaları öne çıkarılmış: Tunus nerolisi, İtalyan bergamotu, sarı mandalina, portakal çiçeği ve lavanta. Parfümün açılışı buruk narenciyelerle gerçekleşiyor. İlk saniyelerde bergamot benzeri turunçgiller yüksek kaliteli ve ferah diyebilirim. Orta kısımda parfüm çiçeksi yöne evriliyor. Neroliyi andıran çiçeksilik ve bergamot hissiyatı kokuyu uniseks çerçeveye oturtuyor. Son kısımda büyük değişim olmuyor. Yasemin-neroli benzeri çiçeksilikle kapanış yapılıyor.

Neroli Portofino, ilkbahar-yaz kullanımı için düşünülebilecek yapaylığa rastlanmayan bergamot-neroli-çiçek temalı gayet güzel bir eser denebilir. Kokusu ilk başlarda narenciyeli kolonyaları andırsa da orta kısımdan itibaren parfüm yönünü öne çıkarıyor. Büyük resimde baştan sona değişim göstermeyen başarılı bir yaz kolonyası havasında. Genel olarak lüks ve rafine hissettirdiğini düşünüyorum. Yazlık parfümlerde rastlanan ucuz ve yapay tema Neroli Portofino’da görülmüyor. Bu anlamda iyi iş çıkarıyor.

Neroli Portofino’nun en problemli yeri etrafa yayılımının zayıf olması. İlk sıkıldıktan tenden ayrılana kadar neredeyse hiç algılanamıyor. Tene çok yakın kalıyor. Bu anlamda «parfümüm etrafa yayılsın» isteyen kişileri tatmin etmeyecektir. Eau de Parfum formunda olduğunu biliyoruz. Kalıcılığı ten üzerinde zayıf olsa da kıyafet üzerinde idare ediyor. Bu kadar yüksek fiyata satılan parfümün performansının zayıf olması Neroli Portofino’nun en sorunlu tarafı denebilir.

Neroli Portofino’yu Rodrigo Flores-Roux tasarlamış. Uniseks olarak piyasaya sürülmüş. Hem kadınlar hem erkekler kullanabilir fakat orta kısımdan itibaren biraz çiçeksi tarafa evrildiği için hafiften kadınsı tarafa yakın olarak düşünülebilir.

Koku Güzelliği: 5/3

14 Eylül 2026 Pazartesi

Louis Vuitton - Imagination: Sabun, Çay ve Zencefilin En Lüks Hali

Bernard Arnault için «Lüksün Kralı» ve «Kaşmir Giyen Kurt» denilmesinin sebebi kuşkusuz Louis Vuitton markasını dünyanın en büyük şirketlerinden birisi haline getirmesinde saklı. 198o’li yılların başında iflasın eşiğindeki Christian Dior’u satın alarak lüks sektörüne giriş yapan Bernard Arnault, 2026 yılının eylül ayı itibariyle 75 dünya markası şirkete sahip olarak gezegenin en zengin ilk 20 insanı listesinde kendisine rahatlıkla yer buldu.

Bay Arnault’un lüks ürünler imparatorluğunda Dior, Fendi, Givenchy, Kenzo, Loro Piana, Tiffant & Co, Bvlgari, Guerlain, Acqua di Parma ve diğer aklıma gelmeyen onlarca prestijli marka bulunuyor. 2026 yılı itibariyle dünyanın en büyük güzellik, kozmetik ve moda markası olan LVMH grubunun sürpriz bir kararla 2016 yılında kendi ismiyle yeniden parfüm sektörüne giriş yaptığını gördük.

2016, 2018 ve 2019 yıllarında arka arkaya parfümler piyasaya süren Louis Vuitton, asıl patlamayı 2021 yılında Imagination isimli parfümüyle yaptı. Usta parfümör Jacques Cavallier’in tasarladığı Imagination küresel çapta fenomene dönüştü. Böylesi ani bir popülariteyi en son Creed’in Aventus’unda yaşamıştık diye hatırlıyorum.

Louis Vuitton’un internet sitesinde Imagination erkeksi parfüm bölümüne konulmuş ve şu üç nota öne çıkarılmış: Bergamot, siyah çay ve amber. Jacques Cavallier’in yaklaşık beş yıl ambergris notası üzerinde çalışmasının sonucunda Imagination’un temelleri atılmış. Ayrıca şu ifadelere yer verilmiş: «Bu olağanüstü nota (ambergris-ambrox), gösterişli oranlarla donatılmış, asil narenciyelerle aydınlatılmış, baharatlarla enerjilendirilmiş, dumanlı siyah çayla vurgulanmıştır»

Imagination’un ilk saniyelerinde bergamot benzeri sabunsu turunçgiller dikkat çekiyor. Yüksek kaliteli ve pürüzsüz narenciyelere orta kısımda bir parça zencefili andıran yumuşak baharatlar ekleniyor. Orta kısımda baharatların yanında parfümün ana teması siyah çay ortaya çıkıyor. Bu bölümde sabunlu hissiyat devam ediyor. Sonlarda zencefil geri plana çekilirken siyah çay ve amber-ambergris notası uzun süre dirençle bekliyor.

Imagination o kadar övgülere mazhar olan ve sevilen bir parfüm ki onun hakkında gerçekçi yorumlar yapan kişi sayısı da bir hayli az gibi görünüyor. Özellikle youtube/instagram influencer tayfası her popüler işi göklere çıkarmayı çok sevdikleri için dengeli yorumlar tek tük var. Öncelikle Imagination pürüzsüz, kaliteli, basit ve lüks kokuyor. Usta işi bir eser olduğu belli fakat içeriğindeki siyah çay notası herkesin sevebileceği gibi olmayabilir. Çünkü çay notası parfümlerde çok sık rastlanan veya kullanılan bir tema değil.

Onun erkeksi olarak sınıflandırıldığını biliyoruz fakat parfümün başından sonuna kadar hayalet gibi sabunsu yapı algılanıyor. Zencefil bir parça erkeksi dokunuş katıyor fakat siyah çayın o kendine özgü aromasıyla uniseks kullanıma yakın duruyor. Yani karşımızda sert maskülen bir parfüm yok.

Diğer taraftan başından sonuna pek değişmeyen yapısıyla üst düzey niş parfüm segmentine oynayan Imagination bir parça şaşırtıyor. Ayrıca bir noktadan sonra sabunsu çaya dönüşen ana yapı güzel kokuyor ama aklınızı da başından alacak kadar sofistikelik sunmuyor. 100 ml’si 300 Euro civarında satılan Imagination bu çok yüksek fiyat etiketini hak ediyor mu emin değilim.

Sanırım karşımızda bir parça abartılan parfüm var. Kokusu kötü değil ama bir şişesini alacak kadar da sevebildiğimi söyleyemem. Eğer siyah çay temalı parfümlere meraklıysanız deneyebilirsiniz ama sosyal medyada gördüğünüz ve duyduğunuz abartılı yorumlara bakarak kör alış yapmanızı önermem.

Parfümün ferah ve hafif yapısı onun ilkbahar-yaz günleri için daha uygun olacağını düşündürüyor. Her ortama uyabilecek kullanışlı bir eser diyebilirim. Böylesine ferah parfüm için kalıcılığı çok iyi. Uzun zamandır bu kadar iyi tene ve kumaşa yapışan dirençli Eau de Parfum’e rastlamamıştım. Etrafa yayılımı orta seviyede ki ara ara burnunuza geliyor kokusu ve bence performans anlamında gayet iyi iş çıkarıyor.

Koku Güzelliği:5/3

2 Eylül 2026 Çarşamba

Issey Miyake - L'Eau d'Issey Pour Homme: Suyun Saf Gücü Ve Narenciye Tazeliği

Bazı kokular/parfümler bizi çocukluğumuza götürürken bazıları da gençlik yıllarımızdaki anılara taşır. L’Eau d’Issey Pour Homme da yaşı otuzların üzerindeki parfüm sever erkeklerin iyi bileceği bir eser diyebilirim. İlk L’Eau d’Issey Pour Homme’u Ankara’da üniversite öğrencisiyken Kızılay’daki Boyner mağazasında denemiştim bana inanılmaz huzur vermişti. Sıcak bir yaz günüydü ve üzerime sıkmıştım ve Kızılay’ın arka sokaklarında esen serin yaz meltemiyle kokunun etrafa yayılımını, bana hissettirdiklerini hala hatırlıyorum.

Aradan çok uzun yıllar geçti ve bu eski dostla tekrardan vakit geçirmek istedim. İlk L’Eau d’Issey Pour Homme’nin EDT versiyonu 1994 yılında çıkmıştı. Bunca yıl sonra hafif reformülasyonlar geçirdiğini söylemek yanlış olmaz. Aynı hisleri tekrar yaşatacak mı diye düşünürken ilk saniyelerde buruk, ferah ve kaliteli turunçgiller beni karşılıyor. Yuzu ve limon karışımını hatırlatan üst notalar taze ve çok hoş diyebilirim. İlerleyen dakikalarda aromatik Akdeniz otları hissediyorum. Adaçayı hatta kekik diyesim var. Havada uçuşan limon ve hüzünlü Akdeniz otları bana çocukken gittiğimiz Datça tatillerinde dağlardan yayılan ve şimdiki gibi betona gömülmemiş sahil kasabalarını anımsattı. Sonlarda ferah baharatlar (muscat) ve vetiverle tene veda ediyor.

L’Eau d’Issey Pour Homme EDT, sakin, huzurlu, minimalist, temiz, harika bir yazlık parfüm desem yanlış olmaz. Onun güzelliği saflığından ve tazeliğinden geliyor. Evet, günümüzün yeni nesil bol şekerli ve saldırgan ambroksan bombası sucul olmaya çalışan parfümlere benzemiyor olabilir. Yine de onun yeri ve benzersizliği bambaşka. Sebebini bilmediğim şekilde bu parfüm bende huzur ve güven uyandırıyor.

Her güzelin kusuru olması kısmına geliyorum ne yazık ki. Kullandığım ilk çıkan EDT versiyonun eski kalıcılığı ve etrafa yayılım performansından eser yok. Kalıcılığı idare etse de etrafa yayılımı oldukça zayıf. Bu haliyle ofiste üzerinize 5-6 saatte bir sıkmalık keyif kokusuna dönüşmüş durumda. Çekingen yapısı günümüzün birçok kullanıcısını tatmin etmeyecektir.

Kokusunu ünlü burun Jacques Cavallier tasarlamış.

Koku Güzelliği: 5/4